Earl Palmer, 1950’lerin başında New Orleans stüdyolarında Little Richard, Fats Domino ve Lloyd Price kayıtlarında çaldı. O güne dek caz ve rhythm and blues’ta yaygın olan shuffle hissini, sekizliklerin eşitlendiği düz bir dokuya çevirmesi, rock’n’roll ritminin kurucu adımı sayılır.
Değişimin nedeni müzikal bir tercihten çok pratik bir zorunluluktu. Parçaların temposu yükseldikçe üçleme bölünmesi hem çalması hem takip etmesi güçleşiyordu; sekizliklerin düzleştirilmesi ritmi hem hızlandırdı hem basitleştirdi. Palmer bu çözümü "backbeat" vurgusuyla birleştirdi ve ikinci ile dördüncü vuruş popüler müziğin sabitine dönüştü.
Palmer daha sonra Los Angeles’a taşınarak stüdyo davulculuğunun en çok kayıt yapan isimlerinden biri oldu. Film müziğinden pop kayıtlarına uzanan binlerce oturumda çaldı; adı çoğu plakta yazmasa da o dönemin sesinin önemli bir bölümü ona aittir.
Palmer’ın kayıtlarında dikkat çeken bir başka ayrıntı, trampetin akordudur. Yüksek gerginlikte akort edilmiş bir trampet, dönemin dar bantlı kayıt zincirinde ve radyo yayınında net duyulur; kalın ve gevşek bir akort aynı ortamda bulanık kalırdı. Tını tercihleri, çalınan kalıp kadar teknolojinin sınırlarına verilmiş cevaplardır.
Derslerimizde backbeat çalışması ilk aylarda başlar; kursiyer ikinci ve dördüncü vuruşu gürlük olarak öne çıkarmayı öğrendiğinde, çaldığı kalıp ilk kez bir müzik parçası gibi duyulmaya başlar.