Stewart Copeland’ın çalışı, punk’ın hızı ve sertliğiyle reggae’nin boşluk anlayışını aynı kalıpta birleştirir. Bas davul ve trampet arasındaki mesafe reggae’den gelir; hi-hat’teki yoğun ve yüksek konumlu on altılık doku ise ona özgüdür. Sonuç, seyrek görünen ama sürekli hareket eden bir ritimdir.
En belirgin teknik işareti, hi-hat’i normalden yüksek tutup üzerinde ince bagetle çalışmasıdır. Bu tercih, hi-hat’in kayıtta ayrı bir katman olarak duyulmasını sağlar ve gitarla bas arasındaki boşluğu doldurur. "Walking on the Moon" gibi parçalarda ritmin tamamı bu ince katmanla ayakta durur.
Copeland’ın bir diğer özelliği, zili zamanı taşımak için değil vurgu ve renk için kullanmasıdır. Splash ve küçük çaplı ziller, ölçünün beklenmedik noktalarında kısa parlamalar olarak girer.
Copeland’ın kayıtlarında hi-hat’in bu kadar öne çıkması, prodüksiyon kararlarıyla da desteklenmiştir. Mikstajda yüksek frekansların açık bırakılması, üçlü düzenin ince dokusunu taşır; aynı kalıp kapalı bir mikstajda çok daha silik duyulurdu.
Derslerimizde hi-hat tını çalışması ayrı yürütülür; açıklık derecesi, baget kalınlığı ve vuruş noktası değiştirilerek aynı kalıbın kaç farklı karakter kazandığı dinlenir.